TRAna Sayfa - Profilim - Arşiv - Arkadaşlarım |
|
Bir hekim soruyor: Beni niye sevmiyorsunuz?
- Tarih: 16:47 17/3/2008 Yazan: candanof Kategori: saglik Beni niye sevmiyorsunuz? Evet ya... Beni niye sevmiyorsunuz? Hiç sevmediniz, ama niye? Bu sorum siyasetçilere, medyaya, acil servisteki hasta yakınlarına, belki de size... Eğer cevap verebiliyorsanız evet bu sorum size de. Ben kim miyim? Ben sade bir vatandaş ve basit bir doktorum. Ne sağlıklı yaşam kitabı yazdım. Ne Uzakdoğu'dan tamamlayıcı tıp yöntemleri getirdim. Ne de medyatik birinin özel doktoruyum. Bu yüzden mi sevmiyorsunuz beni? Ama ben on yıl üniversite düzeyinde okudum. O yıllarla birlikte, otuz yıldır mikroplarla, balgamla, kötü kokularla sağlıksız ve havasız ortamlarda yemek ve uyku zamanlarım size hiç benzemeden yaşıyorum. Her an sizler ızdırap içinde kapımı çalacaksınız diye bekliyorum. Benim işim bu. Nasıl anlamadım? Kapımı hiç çalmayacak mısınız? Siyasetçi, kabadayı, basın mensubu, bankacı, işadamı olduğunuz için bana hiç ihtiyaç duymayacak mısınız? Emin misiniz? İnanç Çağlayan hekim kardeşlerimden biri. Aslında bu yazısında hekimlerin yüzde 99'unun dertlerini sıralamış. İçinden geldiği gibi yazmış. Ellerine sağlık...nedim.atilla@aksam.com.tr
İnternetten alıntı- 17/03/2008 yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı
|
|
Suda boğulma...
- Tarih: 16:23 22/8/2006 Yazan: candanof Kategori: saglik ÇOCUKLUK ÇAĞI SUDA BOĞULMA OLGULARINA YAKLAŞIM KLAVUZU GENEL BİLGİLER VE KORUNMA Tanımlama •Boğulma, sıvı maddeler içine batma sonucu gelişen solunum yetmezliği olarak tanımlanmaktadır. Tanımlamada olayın ölümle sonuçlanıp sonuçlanmaması göz önüne alınmamakta ve daha önceki tanımlamalarda kullanılan boğulayazmanın karışıklığa yol açması nedeniyle kullanılmaması önerilmektedir. Epidemiyoloji •Suda boğulma tüm dünyada yıllık yaklaşık 500.000 ölüme neden olan önemli bir yaralanma nedenidir. •Boğulma insidansı 5 yaşın altında ve 15-19 yaşındaki çocuklarda en yüksektir ve ölüm oranı özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda en fazladır. Prognoz Belirleyicileri •Prognozu belirleyen en önemli faktör, boğulmanın süresi, dolayısıyla hipoksik (oksijensiz) kalınan zamandır. •5-10 dakikadan kısa süren boğulmalarda tam iyileşme şansı yüksektir. 25 dakikadan uzun süren boğulmalarda kötü prognoz (gelişme, sonuç) kaçınılmazdır. Kötü prognozu belirleyen 5 faktör şunlardır: 1-Yaş (< 3 yaş) 2-Boğulma süresi (> 5 dakika) 3-İlk resüsitasyon zamanı (> 10 dakika) 4-Bilinç durumu (koma) 5-Asidoz (pH< 7.10) Üç veya daha fazla kötü prognostik faktörde tam iyileşme şansı % 5’dir. KORUNMA Özellikle küçük çocuklar için korunma, tedaviden çok daha etkilidir. •4 yaşından önce çocuklara yüzme öğretilmemelidir. •Küçük çocuklar havuz kenarlarında yalnız bırakılmamalıdır. •Havuzlar için kendiliğinden kapanıp kilitlenen sağlam bariyerler kullanılmalıdır. •Havuzlar kullanılmadığı zamanlarda üzerine güvenlik örtüleri örtülmelidir. •Cankurtaranların olduğu yerlerde suya girilmelidir. •Halk temel yaşam desteği konularında eğitmelidir. •Çocuklara uygun yaşa geldiklerinde (4 yaşından sonra) tecrübeli kişiler tarafìndan yüzme öğretilmelidir. •Şişme can simiteleri boğulmaya karşı koruyucu değildir. Batmaz materyalden yapılan can simitleri tercih edilmelidir. Boğulma Alanında Yaklaşım Stratejisi •Boğulma vakasına ilk acil müdahale olay alanında yapılmalıdır. İlk gören kişinin oksijenizasyonu sağlama girişimi çok önemlidir. •Ağızdan-ağıza solunum hemen,hatta olgu suyun içinde iken başlamalıdır. Solunum sağlanmasında gecikme kurbanın tam iyileşme şansını azaltacaktır. •Resüsitasyonla (yeniden canlandırma çalışmalarıyla) birlikte hasta hızla sudan çıkarılmalı ve güvenli bir alana alınmalıdır. •Hastanın solunum, nabız, istemli hareketleri, travma bulguları hızla değerlendirilmelidir. •Solunum ve dolaşımı yeterli olmayan olgularda hemen kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR; kalp masajı ve solunum desteği) başlanmalıdır. •Eğer olgunun spontan (kendiliğinden) solunumu varsa hafif trandelenburg pozisyonunda (ayaklar havaya kaldırılmış olarak) ve sağ yan dekubit pozisyonunda (hafif sağ yana dönük) yatırmalıdır. •Olayı gören 1 kişi ise kişi, en az ilk 1 dakika kardiyopulmoner resüsitasyon yaptıktan sonra; olay yerinde ikiden fazla kişi varsa bir kişi CPR yaparken bir başka kişi hemen 112’ye haber vermelidir. •Travma şüphesi olan olgularda boyun nötr pozisyonda (doğal halinde) tutulmalı ve servikal spinal immobilizasyon (servikal boyunluk veya rulo haline getirilmiş havlu veya giysinin, boyunu yükseltmeden boyun çukuruna koyulması ile) sağlanmalıdır. •Akciğerlerden suyu çıkarmaya yönelik manevralar yapılmamalıdır. (Sağlık Bakanlığı ile ‘Çocuk Acil ve Yoğun Bakım Derneği’ işbirliğiyle halka yönelik olarak hazırlanan, ‘boğulmalarda ilk yardım’ konulu bilgi notu…) |
|
Bilgisayar kullanırken... (İnternetten)
- Tarih: 09:00 15/8/2006 Yazan: candanof Kategori: saglik Bilinçsiz bilgisayar kullanımına dikkat
İSTANBUL (İHA) - Günlük hayatımıza yoğun bir şekilde giren bilgisayar kullanımı, önlem alınmadığı ve bilinçli kullanılmadığı takdirde önemli sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Bu sağlık sorunlarından biri de "birikimli travma bozuklukları"Bilgisayar ve iletişim çağı, getirdiği yeniliklerle pek çok işlemi kolaylaştırdı. İnternet ile bilgiye ulaşma ve haberleşme kolaylaşırken, bilgisayar programları ile pek çok işlem daha kolay ve çabuk gerçekleştirilebiliyo Ağrı, uyuşukluk, gerginlik, güç kaybı, geceleri ağrı ile uyanma belirtileriyle kendini gösteren birikimli travma bozukluklarını "Uzun süre sabit pozisyonda çalışmak, kasların zorlanmasına neden olarak kan akımını yavaşlatıyor. Bunun sonucunda kas yorgunluğu, el ve omuzda ağrı meydana geliyor, iş verimi düşüyor. Araştırmalara göre, her saat başı verilecek 10 dakikalık bir ara, yorgunluğu ve ağrıları önemli ölçüde azaltıyor. Zira, bilgisayar başında çalışan kişilerde hem pozisyonun sabit olması hem de tekrarlayıcı el hareketlerinin yapılması, birikimli travma bozukluklarını Alınabilecek önlemler konusunda ise uzmanlar, öncelikle dinlenme konusuna değiniyor. Uzmanlar, yüksek hızda bilgisayar kullanıcıları için, her 20 dakikada bir 1 dakika veya her saatte bir en az 5 dakika dinlenme aralığı verilmesini ve vücut pozisyonunda değişiklik yapılması öneriyor. Çalışma alanının ergonomik boyutlarda olması gerektiğini belirten uzmanlar, klavyede avuçların paralel olarak tutulmasını öneriyor. Ön kolların yatay konumda durmasını, yazı yazarken bileklerin düz tutulmasını tavsiye eden uzmanlar, materyal yerleşimi, yazım tekniği ve pozisyon seçiminin doğru yapılması gerektiğini bildiriyor. Bilgisayar ekranlarının en üst kısmının göz hizasının altında olacak şekilde bulunması, klavyenin ise kolların aşağıya sarkmasını veya yukarı uzanmasını engelleyecek bir yükseklikte durmasını öneren uzmanlar, fare için doğru yeri klavyenin hemen yanı olarak tarif ediyor. |
|
Çocuklarda Obesite (İnternetten)
- Tarih: 09:21 14/8/2006 Yazan: candanof Kategori: saglik Çocuklarda 'Obezite' nasıl önlenir
Çocuk (6-11 yaş) ve ergenlerdeki (12-17 yaş) obezite genellikle yetişkinlikte de devam eden, ciddi sağlık ve sosyal problemler doğuran bir konudur. Önleme programlarının uygulanması, ergen ve çocuk bireylerin konunun önemini iyi bir şekilde anlayabilmesi ,obezitenin toplum içindeki yaygınlığının azalması için çok önemlidir.ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİNİN NEDENLERİ Çocukluk ve ergenlik dönemi obezitesine pek çok faktör katkıda bulunmaktadır. Bunların bir kısmı değiştirilebilir, bir kısmı ise değiştirilemezler. Değiştirilebilir nedenler şunlardır: Fiziksel aktivite: Düzenli aktivite yoksunluğu, hareketsiz yaşam tarzı, çok fazla televizyon seyretme, bilgisayar kullanımı vb. Sosyo-ekonomik koşullar: Düşük aile geliri ve çalışmayan ebeveynler. Yeme alışkanlıkları: Yüksek kalori içeren yiyeceklerin aşırı tüketimi, aç olmadığı halde yemek, televizyon karşısında veya ders çalışırken atıştırmak. Çevresel faktörler; yüksek kalorili yiyeceklere yönelmeyi artıran reklamlar vb. Değiştirilemez nedenler şunlardır: Genetik: Fazla kilolu ve obez ailelerin çocukları obezite için yüksek risk grubundadır. TANIYaşına ve cinsine göre 95. persentilin üzerinde olan çocuk ve ergenlerin bir çocuk doktoru tarafından obezite ve bağlantılı hastalıklar açısından değerlendirilmeleri çok önemlidir. Sağlık Riskleri Kalp Hastalıkları Risk Faktörleri: Obez çocuklarda yapılan çalışmalar normalin üstünde tansiyon ve kalp hastalıklarına rastlandığını göstermektedir. Tip 2 Diyabet Risk Faktörleri: Obez çocuk ve ergenlerde tip '2 şeker hastalığında artış gözlenmektedir Ortopedik Risk Faktörleri: Fazla kilolar kemik ve eklemlerde baskı yaratarak çocukların anormal gelişim özellikleri göstermelerine neden olabilir. Cilt Bozuklukları Risk Faktörleri: Cilt kızarıklıkları, kasıklarda ve koltuk altlarında renk değişimi Psikolojik Risk Faktörleri: Düşük benlik saygısı, olumsuz benlik imajı, depresyon, içe kapanma ve sosyal ortamlardan uzaklaşma. 4. Hareketsiz yaşam belirtileri: Fazla TV seyretme, düşük fiziksel aktivite. 5. Yaşıtlarına göre daha uzun boy. 6. Sigara kullanımı: Araştırmalar, erken yaşta sigaraya başlama nedeni olarak kilo kontrolü isteğini göstermektedir. TEDAVİ Çocuk ve ergenlerde obezite tedavisinin en önemli parçalarından bir tanesi, anne babaların ve sağlık uzmanlarının duyarlı ve pozitif bir yaklaşım benimsemeleridir. Küçük ve başarılabilir hedefler seçilmelidir ki, normal gelişim sürecini etkilemeden ve cesaret kırmadan tedavi sürdürülebilsin. Obezite tedavisine ihtiyaç olduğu anlaşıldıktan sonra sağlık çalışanları bir veya daha fazla seçenek sunmaktadırlar. Bunlar: 1. Beslenme Tedavisi:Çocukların ihtiyaçları konusunda uzmanlaşmış bir diyetisyen danışmanlığı obezite tedavisinin değerli bir parçasıdır. Tedavi sürecinde sağlıklı bir gelişim için beslenme uzmanları uygun besinler önerecektir. 2. Fiziksel Aktivite: Yapılan araştırmalar çocuklara günde en az 60 dakika orta dereceli fiziksel aktivite önermektedir. Spor kulüplerine üye olmak, yüzme,bisiklete binmek ,çeşitli oyunlar oynamak çok önemlidir. 3. Davranış Tedavisi: Davranış tedavisi, sağlıklı bir kiloya sahip olabilmek için gereken beslenme ve fiziksel alışkanlıkların yerleştirilmesini sağlar. Çocuk ve ergenlerle çalışan davranış tedavileri, genellikle aileleri de içermektedir. Çocuklar için kullanılan bazı davranışsal terapi yöntemleri şunlardır: Kilo kaybını engelleyen nedenlerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi. Beslenme ve egzersiz için günlük tutulması , bu sayede yeme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite üzerinde kendini izleme davranışının oluşturulması. Yüksek risk durumlarının belirlenmesi örrneğin: evde yüksek kalori içeren yiyeceklerin bulunması, öğünlerde televizyon seyredilmesi veya sürekli televizyonun açık tutulması ve bilinçli olarak bunlardan kaçınılması. Aile ve çocuk tarafından karar verilen hedefler başarıldığında bunların ödüllendirilmesi, ödüllerin pozitif davranışları besleyecek şekilde seçilmesi. Örn: Spor malzemeleri ödül olarak verilerek fiziksel aktiviteyi arttırmayı teşvik etmek, Yiyeceği ödül olarak kullanmaktan kaçınılmasını öğretmek Gerçekçi olmayan hedeflerin değiştirilmesi. Kilo kaybı ve beden imajı ile ilgili yanlış inançların düzeltilmesi, yerine pozitif ve gerçekçi olanların yerleştirilmesi. 4. İlaç Tedavisi: Obeziteye bağlı metabolik problemler eğer mevcut ise nedene yönelik bir takım ilaçlar kullanılabilmektedir 5. Ameliyat: Mideye balon yerleştirme, kelepçe takma, gastrik bypass gibi cerrahi müdahaleler ergenlerde başarıyla uygulanmaktadı Uz. Dr. Metin Yıldız Çocuk Hastalıkları ve Endokrinolojisi Uzmanı |
|
Haydi kokteyl yapalım (İnternetten)
- Tarih: 23:38 13/8/2006 Yazan: candanof Kategori: saglik Bunları Biliyor musunuz ?..
Elma suyu: Potasyum, magnezyum, kalsiyum ve K vitamini içerir. Bağırsakları düzeltir, cildi temizler.
(İster sebze, ister meyve suyu olsun, bunların suları sıkılır sıkılmaz içilmelidir. Aksi halde vitaminler ışığa ve havaya karşı hassas olduklarından hemen yok olurlar. Ananas suyu: Bol miktarda kalsiyum, magnezyum, iyod ve demir vardır.
Ahududu suyu: C vitamini ve demir yönünden zengindir. Göz çevresindeki çizgileri kaybettirir.
Muz suyu: Tam bir sağlık kaynağı. Potasyum, magnezyum ve demirin yanı sıra bol miktarda B vitamini içerir.
Adaleleri kuvvetlendirir.
Kayısı suyu: Karotin bombasıdır. Bol miktarda mineral ve vitaminlerle tanınır.
Kiraz suyu: Sağlıklı yapan içerdiği kalsiyum, potasyum ve karotin.
Portakal suyu: Kalsiyum, magnezyum ve C vitamini deposu. Dolaşım rahatlar, cilt pembeleşir.
Üzüm suyu: Potasyum, kalsiyum ve fosfor içerir. Çilek suyu: İçindeki potasyum vücuttaki fazla suyu alır, daha zayıf görünmemizi sağlar.
Rezene - salatalık suyu: Kramp çözücüdür. 4 tatlı kaşığı rezene ile hazırlayacağınız çaya 1 litre sıcak su döküp 5 dakika bekletin. Şekerle tatlandırın.
İçine 2 ufak salatalık rendeleyin, kıyılmış dereotu katın ve soğuk olarak için.
Pancar suyu: Kan yapar. Yeşil üzüm - muz kokteyli: 250 gram üzümle 2 adet muzu püre yapın.
1 limonun suyunu ve 3 / 4 litre soğuk sütü katın. Şeker ve vanilyayla tatlandırın.
Bu karışım hazmı kolaylaştırır.
Kavun - kereviz suyu: Kuvvet verir. Kuşbaşı kestiğiniz kerevizi çekirdekleri çıkarılmış kavunla karıştırıp, balla tatlandırın.
Kereviz suyu: Kalsiyumu, kemik ve adaleye doping yapar.
Multivitamin suyu: Elma ve portakal suyu karışımı. Çoğu zaman muz ve üzüm suyu da ilave edilir. Ve bir bardak
vitamin bombası günlük vitamin ihtiyacının üçte birini kaplar |
| :: Sonraki Sayfa |